fayntenks
mevsimlerden buğulu cama, peşi sıra yürüyen ayaklar çizme mevsimi.

mevsimlerden buğulu cama, peşi sıra yürüyen ayaklar çizme mevsimi.

ssaattlleerr

uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm.

tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin 1 saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekizidi, oh be.

hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm.

tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım.

şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen 12.28 olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat 11.28 idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım.

telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım.

yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekizolduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm. sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum. uyandığımda saatin öğlen on iki yirmi sekiz olduğunu gördüm. tüh gene çok uyumuşum, günü kaçırdık diye düşündüm.

sonra birden dün akşam saatlerin bir saat geri alınacağını hatırladım. yani saat on bir yirmi sekiz idi, oh be. hayatımdan bir saat kazanmıştım. şimdi o bir saatle neler yapmazdım neler? hemen telefonumun saatini bir saat geri aldım. telefonumun alarmını on iki yirmi sekize kurdum ve tekrar uyudum.

-SON-

Pisst (1)

Sabah 07.30, daha telefonun alarm erteleme tuşuna basmamıştım ki telefonum çaldı. “Alo Fayntenks sen misin? Sokak hayvanlarını koruma derneğinden arıyoruz, Gülsüm Hanım diğer hatta sizinle konuşmak istiyor.” dedi sekreter. ”Ne? Gülsüm Hanım da kim?” dedim. “Başkanımız.” dedi. “Başkansa tamam, bağlayın” dedim. 

“Buyrun başkanım.” dedim. Kadının ilk lafı “Pisst!” oldu. ”Pisst mi dediniz? Anlamadım.” dedim. “Evet, pisst dedim, kedi misin sen? Hoşt! bile diyebilirdim. Belki de köpeksin ne bileyim ben?” dedi. “Ne köpeği ne kedisi, ben uyuyordum yataktayım.” dedim. “Hakkınızda şikayet var, iki haftadır sokak hayvanları içsin diye Mecidiyeköy’deki kapı önlerine konan bütün suları içiyormuşsunuz. Hayvanlar susuzluktan ölmek üzere sizin yüzünüzden. İlk ve son kez söylüyorum, bi daha sakın böyle birşeye kalkışmayın yoksa sizi gerekli mercilere şikayet etmek zorunda kalacağız. Pisst, hoşt, miyav, hav.” deyip telefonu yüzüme kapattı.

Daha önceleri cep telefonundan kol saati ve fotoğraf makinesi kazanmaya alışmış biri olarak “Pisst, Hoşt” biraz ağır gelmişti işin açıkçası. Hemen “Lan rüyada mıyım acaba?” diye patimi çimdirdim. Acımıştı. Demek ki rüyada değildim.

Uzay Boşluğu

Bay astronot

Üçüncü dünya ülkelerinden

Birindendi

Motosiklet kaskı buldular

Avrupa’daki bir ülkeden

Yüzbinlerce kıskaçıran barutunu

Sputnik’e özenip yaptıkları

Bir rokete boşalttılar

Ülkece önemli bir günde

Başbakan, Cumhurbaşkanı

ve diğer büyükler bir araya gelip de

Halkla bütünleşip

Fiyuuu diye fitili ateşlediler

On saniye sonra uzaya yol başladı

Oksijen tüpü yok

On beş bin iki yüz doksan beş tane

Kasımpatı

Oksijen üretimi için roketteydi

Uzayda ilk gün akşama kadar

Motor kaskı içindeki

Bay astronot şaşkın mutluydu

Koca dünya önünde

Ondan da koskoca uzay, arkada…

Kasımpatları gece olunca

Dünya saatine göre;

Karbondioxid salmaya başladılar.

Roket içine

Ölüm yakındı bay astronota;

Roketten çıktı bay astronot

Son elli nefeslik

Naylon poşetteki havayla

Dünya atmosferine kadar

Üç yüz altı kulaç attı.

Kafasını dünya atmosferine sokup

Yardım gelene dek

Kafa içerde

Göt, göbek dışarda yaşasın.

Vücut dışarda kalmalı,

İçerde olursa

Yerçekimi alır götürür

Aşağıya seni

On gün bu pozisyonda yaşadı…

Yardım gelmedi

Bay astronot

Göt göbeği de soktu atmosfere

Ve toprağa kadar

İki saat daha aşağıya düşerken yaşam

-

fayntenks - 1997

tutkudan bi haber

bir fikir

gelirse aklıma

nolur

plan yapmasınlar

sonrama

-

tenimden deriler

dökülürken

kara kara, 

güle güle 

bir yaza daha

-

yarın oldu

son nefesini de

verdi

bu böyle

olmayacaklar

-

fayntenks

17 ağustos 2011

gülbağ 03.14